MARIANO
‘Chicho’ FRÚMBOLI
TANGO YOL AYRIMINDA MI?
El Tangauta, 2009
Çeviri: Meriç Eryılmaz
Tango dünyasında,
stiller arasında hararetli bir tartışma sürmekte. Tangonun
altın çağından gelen, tutkulu ve duygulu bir sarılışa
odaklanan "Milonguero" stiliyle, figürlere odaklanan ve
görselliğe verdiği önemle biraz
daha teatral performans havası veren "Nuevo" stili arasında.
Soru:
Seninle dansçı ve eğitmenlerin tango öğrenenlere
kendi tecrübelerinden aktardıkları üzerine konuşmak
istiyorum.
Cevap: Her milongaya gidişimiz, her gösterimiz tango tarihi
yazmakta zaten, ve aktardığımız da bu. Birçok
genç insan tangoya başladı; çok
güçlü bir çağın
başlangıcındayız. Tango kalıcı artık, bir daha gizlenmek veya
sınırlanmak zorunda bırakılamaz. Sürekli bir evrim
içinde.
Soru:
Ama bazen yeni başlayanlar bu sayısız seçenek
içinde kayboluyorlar.
Cevap: Kesinlikle kayboluyorlar! Ben dansı büyük
milonguerolardan öğrendim, bilgiyi doğrudan onlardan aldım.
Şimdi başlayanlar bu şansa sahip olamıyorlar, onun yerine aradaki
nesilden (ki ben de o nesle dahilim) öğreniyorlar. Biz, o eski
milonguerolar ile yeni nesil arasındaki bağlantıyız. Sorun şu ki; biz
öğretirken bir noktayı kaçırdık. Bunun
sorumluluğunu üstleniyorum, ve diğer meslektaşlarım da
üstlenmeliler. Ben o öğrendiğimi aktaramadım. Yaratım
aşamasındaydım, bu yeni hareketin evriminde gelişebileceğim bir damar
bulmuştum ve kendimi onun içine attım. Ve tangonun
"öz"ünü aktarmaya giden yolu kaybettim. Bu
yüzden, son zamanlarda tangoyu anlamadan, bu dansın
gerçek ruhunu bilmeden dans eden çok insan var.
Soru:
15 yıldır dans ediyorsun. Dansında ne gibi değişiklikler fark ettin?
Cevap: Önceden, insanlar hassasiyetle ve belli bir estetik
anlayışıyla çalışırlardı. Bu ise yapılan işe bir form ve
stil verirdi. Bir devinimde bulunmak veya bir adım atmak, tüm
bedene bir ifade kazandırırdı. Son zamanlarda tango ruhunu kaybetmekle
kalmadı, ağırlığından ve öneminden de çok şey
yitirdi. Bana göre, bu yeni tango, tangoya duyulması gereken
saygıdan da çok şey eksiltti.
Soru:
Milonguerolardaki o sezgisel ve anlatılması zor bilgi, danslarındaki
lezzet yitirildi.
Cevap: Evet. Benim "Almagro Milonga"nın pistine çıkabilmem 5
ayımı almıştı, öncesinde cesaret edemezdim, her pazar sadece
izlemeye giderdim. O zaman şimdi bulunamayan bir saygı vardı. Şimdi
nadiren bazı milongalarda hissedebiliyorum bunu, Glorias Argentinas, La
Baldosa, veya diğer genç nüfusun uzak durduğu
milongalarda. Aynı ruhu senden de aldım, senin neslinden
dansçılardan da. Sanırım bugünün insanları
istekli değiller, çalışmak ve araştırmak istemiyorlar.
İşin derinine inmek istemiyorlar, yüzeyde kalıyorlar. Bu tabi
bazı yeni hareketler ve dinamikler yüzünden de
oluyor, çünkü bunları biraz daha
"güçlü" uygulamazsanız ruhsuz oluyorlar.
Soru:
Hareketin içsel diyaloğu da dışsal diyaloğu kadar
önemli.
Cevap: 10 sene önce, milongalara gittiğimde, bir
çifti tüm pisti dolaşırken izleyebiliyordum
çünkü beni çeken bir şey
oluyordu onlarda. Gözlerimi ayıramıyordum. Bugün
baktığım bir çifti 20 saniyeden fazla izleyemiyorum
çünkü herkes aynı. Bir
çifte bakıyorsun, hemen arkasından gelen çift de
aynı şeyleri yapıyor, ve ardından gelenler de aynı şekilde. İlgimi
çeken, heyecanlandığım bir şey göremiyorum.
Birkaç geleneksel milonga haricinde.
Soru:
Sence dansı daha otomatik veya tekrarlanan formüllerden oluşan
insanlar, dansı içselleştirebilirler mi?
Cevap: Bunun olması için çok şey gerekir! Sen
bilirsin çünkü sen de eğitmensin. Şu anki
tango pedagojisi 10 yıl öncesinden daha
çözümlenmiş durumda, o yüzden
öğrenmesi de daha kolay. Bugün bir volcada bir
colgada yapıyorsun, ikisi de aynı çünkü
-ticari diliyle- "aynı pakete dahil"ler. Sonra sandviçle
colgada arasında, bir de volcada yapıyorlar!
Çünkü daha dikkat çekici.
Tangoda insanlar ben-merkezliler, bireysellik çok. O
sandviçi "o anın keyfi" için değil, seyredenlere
daha iyi görüneceği için yapıyorlar.
Müzikte Astor Piazzola tüm kuralları yıktı, ama
dinlediğinde tango duyuyorsun. Bugün dansta da bir
çokları Piazzola olduklarını zannediyorlar, ama değiller.
Bugün sadece "dışarıdan nasıl
göründüklerini" düşünen
erkek ve kadınlar görüyorum. Bu epey karışık bir
durum çünkü porteño* karakteri
ve kimliğiyle çok ilgisi var.
Soru: Ama eski zamanların
milongueroları da porteño idi!
Cevap: Evet, ama o milonguerolarda saygı, incelik ve hassasiyet vardı,
tamamen farklıydı onlar. Biliyorum çelişiyorum şu an,
çünkü bu yeni harekete
öncü oldum ben de. O dönem milongueroların
katı kurallarından yorulmuştum, benim zamanıma uymuyordu ve asilik
ettim, kendi yoluma gitmek istedim. Bugün, yine bi
milongueroyum. Cabeceo kullanmayan, bu kodlara saygı
göstermeyen insanlara karşıyım. Tangonun değeri çok
düşürüldü. Bu yüzden
birçok dansçı kayboluyor diyorum. Birbirlerine
zorla tutunuyorlar, 2 saat boyunca zombiler gibi, çok
acıklı...
Soru: Bazen daha geniş
alan kullanılan, daha büyük figürler
kullanan akımla, kapalı tutuşla dans eden geleneksel tangoyu savunanlar
arasında bir çekişme görüyorum.
Cevap: Orada şaşırtıcı bir şey var. Bir tarafta köklerini
ölümüne savunan gelenekselciler var, diğer
tarafta modern veya alternatifciler -nuevo'cular- var. Ama bir
düşünsene, arada hiçbir şey yok.
Gelenekselciler, moderncilerin yaptığının "tango" olmadığını iddia
ediyorlar, modernciler de diğerlerinin geçmişe saplanmış
olduğunu düşünüyorlar. Kaynaşma yok, bir
taraf diğer tarafa karşı. Buna üzülüyorum,
çünkü aslında hepimiz beraberiz.
Soru: Tangoyla ilgili bir
dileğin var mı? Veya yeni bir proje?
Cevap: Sana bir hikaye anlatacağım. Ben rock'n'roll meraklısıydım, uzun
saçlarım vardı, davulcuydum. Tangodan nefret ederdim,
dinlemeye bile katlanamazdım. Ama bir gün Ricardo Barrios ve
Victoria Vieyra'nın bir dersine gittim, ve partnerime ilk kez
sarıldığımda ürperdim. Dedim ki, "Burada bir şey var.", ve bir
daha da bırakmadım dansı. Yani asıl sihirli an, başlayışımdı. Diğer
yandan, birkaç yıl önce Horacio Godoy'un
düzenlediği "La Trastienda” milongasına gitmiştim ve
içeri girdiğimde seni gördüm. Seninle dans
etmek istedim ama kendimden emin olamadım. Sana dans teklif edene kadar
birkaç kez karar değiştirdim. Sonra biraz konuştuk, ve dans
etmek üzere sarıldık; işte o an 40 yıllık tango hissettim
sende. Sadece sarılışındandı. Benim için tandanın en
heyecanlı anı oydu. Uzun zaman dans ettik, bir sürü
şey yaptık, çok keyif aldım. Ama o sarılma anı, aynı ilk
dersimdeki ilk sarılışım gibi, dansla ilişkime damgasını vurdu. O
sarılışın samimiyetinden bahsediyorum. Çok az insanla bunu
hissedebildim ben, artık bulunamayan bir şey. Tangoyla ilgili dileğimi
söyleyeyim o zaman, bu paylaşılan içtenliğin geri
dönmesini diliyorum. Yüzeyde kalınmasın, derinine
kadar hissedilsin. Çünkü tango
samimiyetten gelir. Tangonun ruhu, o sarılmada ve dans ettiğin
insandadır.
-Ne diyebilirim ki, teşekkür ederim!
Soru:
Çok büyük bir doğaçlama
ustasısın, ve yaratıcılığını izlemek büyüleyici.
Doğaçlama gösteride yaratıcılığı geliştirmek
için kullanılabilecek prensipler var mı?
Cevap: Belki de "kamikaze"yimdir ben. Beni duygulandıran bir şey,
hareketimi de tetikliyor. Her tango farklı ve
güçlü birer "an"dır. Birkaç kez
koreografi yaptım -fazla değil- çünkü o
koreografiyi birkaç kez tekrarladıktan sonra risk kalmıyor,
ve risksiz olan bir şey bana biraz fazla kolay
görünüyor. Beni motive eden şey o tehlike,
düşecekmiş gibi olmak, ama kurtulmak. Doğaçlamada
bu var. Dans edeceğim zaman müziği o an orada
seçiyorum. Partnerim Juana'yla kontakt kurup o sanatsal
yaratımı, o ifadeyi hemen orada ve o anda oluşturmayı seviyorum.
Hazırlanmıyorum, veya önceden
düşünmüyorum. Bazen işe yarıyor, bazen
yaramıyor.
Soru:
Tasarlamıyorsun, veya
önceden planlamıyorsun...?
Cevap: Hayır hiç öyle yapmadım. Belki daha
önce
milongalarda denediğim adımları kullandığım oluyor. Ama yaptığım bir
şey olmadıysa, üzerine gitmiyorum,
çünkü kendimle
olan iletişimimi, veya partnerimle, izleyicilerle olan iletişimimi
kaybedebilirim ısrar edersem. Büyük prestijli
orkestralarla
dünyanın bir çok yerinde dans ettim, koreografi
yapmadan.
Duruma göre belki girişi ve çıkışı hazırlıyorum,
ama dansı
değil.
Soru:
Bazen seni izlerken, dansının
uyumu ve müzikalitesi, önceden hazırlanılmış hissi
veriyor.
Cevap: Bu uzun yıllar müzisyen olmamdan kaynaklanıyor.
Müziğin yapısını biliyorum, Osvaldo Pugliese'nin, Anibal
Troilo'nun, Piazzolla veya elektronik tangonun yapılarını biliyorum.
Önceden planladığım tek şey, iyi bildiğim
parçalarla dans
etmek. Çünkü o zaman parçanın
belli anlarında
müzikle oynayabiliyorum. O ana ait olan şeyi mutlaka vermeye
çalışıyorum.
Soru:
Yani müziğin yapısını
biliyor olmak önemli..
Cevap: Ölümcül derecede! Çoğu
profesyonel
dansçı müziği biliyor evet, ama derinine
bilmiyorlar.
Müziği çok daha iyi araştırmalılar. Ritmlerden,
cümlelerden veya sürelerden söz etmiyorum.
Yapıdan,
nüanslardan, renklerden söz ediyorum. Tango
müziğinde
öğrenilecek büyük zenginlik var. Sonu yok!
Soru:
Aynı zamanda, bence müzikal
yorumun çok "harfi harfine" olmaması da önemli.
Senin bir
stilin var ve insanlar senin yolundan gitmek istiyorlar ama burada bir
kavrama eksikliği görüyorum. Duydukları her minicik
vurguya
adım atmak istiyorlar!(Gülüyor) Tangonun asıl
güzelliği,
müziğinin gayet kişisel bir şekilde kullanılabilme
olasılıkları
sunması. Sen yeni akımın gösteri danslarıyla ilişkisini nasıl
buluyorsun?
Cevap: Bu yeni bilginin farkına varmış ve koreografilerine koymaya
çalışan birçok profesyonel var. Ama bu malzeme
henüz
olgunluğa ulaşmadı. Pekişmesi, bir ifade yolu olarak kullanılabilmesi
için daha zaman gerekiyor.
Soru:
Yine de görülen akıcı
bir ifade yerine hala adımlar.
Cevap: Sanırım buna biraz zaman vermek lazım...